SU KAYBI ve SONUÇLARI

Sıvı kaybı, vücudun su içeriğinin tükenmesi, yaşamsal tehlikesi olan bir durumdur. Vücut ağırlıkları itibariyle sıvıya yetişkinlerden daha çok gereksinim duyan bebekler ve çocuklar su kaybına uğramaya daha yatkındır; ancak onlarda bu durumun düzeltilmesi daha kolaydır, aynı zamanda su kaybının ortadan kaldırılması da kolay olur. Su kaybının en yaygın nedenleri: yeteri kadar sıvı içmemek (sudan yoksun kalmak yiyecekten yoksun kalmaktan daha tehlikelidir), kusmak, ishal (çoğunlukla mide ve bağırsak enfeksiyonuyla ilgili olarak), böbreklerin fazla su ve tuz atmasına neden olan idrar söktürücü ilaçların kullanılması, aşırı sıcaklık ve ateştir, ishal sonucu oluşan su kaybı, gelişmekte olan ülkelerdeki çocuk ölümlerinin başlıca nedenidir. Şeker hastalığı ve Addison hastalığı gibi hastalıklar da su kaybına neden olabilir. Aşırı sıcaklık, yüksek ısılara karşı korumasız olan yaşlılarda, bebeklerde ve küçük çocuklarda ölüme kadar varan ciddi sorunlara neden olabilir. Aşırı sıcak bir yerde, az su bulunduğunda veya hiç su olmadığında insanlar hızla su kaybedebilir. Her yıl, yaz güneşinde arabada bırakılan bebekler ve çocuklar ölmektedir. Ortalama olarak insan vücudu her gün toplam vücut ağırlığının yüzde 2,5′ini kaybeder; bu idrarda, dışarı verilen havada, terlemede ve mide ve bağırsak sisteminde 1,2 litreye eşittir. Egzersiz öncesinde, sırasında ve sonrasında bol su içmek su kaybını önler. Su kaybının belirtileri arasında; susama (en belirgin belirti budur), gözlerin çukurlaşması ve koyulaşması (bebeklerde bıngıldak da çukurlaşmış görünür), ağız kuruluğu, seyrek ve koyu idrar, halsizlik ve sinirlilik bulunmaktadır. Derinin rengi bozulur ve elle sıkıldığında normal deri gibi eski durumuna dönmez. Dışkıda kan, yüksek ateş, aşırı halsizlik veya yığılıp kalma acil durumlardır ve hemen tedavi gerektirir. Su kaybı her zaman tuz (sodyum klorid) kaybıyla ilintili olduğu için, vücuda tekrar su kazandırılması için, vücut sıvısındaki tuz yoğunluğunun da normal düzeyine getirilmesi gerekir. Hafif vakalar ağızdan su alınarak iyileştirelebilir. Ancak daha ciddi vakalarda tıbbı gözetim gerekir ki, böbreklerin tekrar düzgün çalışmasını sağlayan hücreler arasındaki ilişkilerin normale döndürülmesi için doğru oranda tuz ve su verilebilsin.

Bu sitede yer alan her türlü içerik sadece bilgilendirme amacı taşır. Aktarılan hiç bir bilgi "tedavi, reçete, danışmanlık" niteliği taşımaz. Tüm içerik medikal kaynaklardan derlenmiştir ve bu içeriklerin doğruluğu sahiplerine aittir. Kesin tanı/tedavi sadece hasta ve doktorun yüzyüze iletişimiyle gerçekleşmelidir. Sitemiz dahilindeki bilgilerin kullanılmasıyla alakalı tüm sorumluluk kullanıcıya aittir. Sitemizi ziyaret etmiş her kullanıcı bu şartları kabul etmiş sayılır. Tüm hakları saklıdır.